Search
  • Av. Atay Cibooğlu

"Gençliğimi Sofya'da Bıraktım..."

Kıymetli okurlarım hepinize merhabalar. Bugünlerde işlerim dolayısıyla buraya yazı atamıyorum. Bunun için hepinizden özür dilerim. Bu hafta biraz yoğun geçecek benim için bu sebeple bu hafta değil ama haftaya artık düzenli bir şekilde tazı atmaya gayret edeceğim. Bugünkü yazımda bu seferlik biraz hukuk dışına çıktım ve her 14 Şubat günü aklıma gelen bu olayı sizler için yazıya aktarmak istedim. Geri dönene kadar sizi bu yazımla baş başa bırakıyorum. Şimdiden keyifli okumalar. En yakın zamanda görüşme üzere...


Sofya'da askeri ataşelik görevini yürütürken davet edildiği baloda çok güzel bir kız gözüne ilişiyor. Bu kız, bir dönem Bulgaristan'da savunma bakanlığı görevini yürütmüş, savaş kahramanı olan bir general aynı zamanda Bulgar Çarı'nın has adamlarından olan Stiliyan Kovaçev'in kızı Dimitrina Kovaçev'dir. İnsanlar ona kısaca Miti diyorlardı. Sosyetenin en güzel bekarlarından olan Miti aynı zamanda çok güzeldi. Birçok subay, Miti'nin güzelliğinden etkilenmiş ve çevresinde pervane olmuştur. Baloda çalan bir vals müziği eşliğinde, salonu ortasında dans eden kalabalığı ortadan ikiye böler gibi yürüdü ve kendisiyle dans etmek ister mi diye sordu. Gök mavisi gözleri çakmak çakmaktı. Miti, gözlerinin içine bakarak daveti kabul etti. Dans ederken kıskanç gözler ikisinin de üstündeydi ancak onlar aldırmıyordu. Gözlerinin içlerine bakarak mutlu bir şekilde dans ediyorlardı. Hani derler ya ilk görüşte aşk, işte öyle bir şeydi. Birbirlerinin gözlerine kenetlendiler, ilk görüşte aşkı yaşıyorlardı. Miti'nin annesi daha sonra bu yakışıklı delikanlıyı evine çaya çağırdı. Bu o zamanlar için görüşebilirsiniz anlamına geliyordu. Daha sonra Miti'ye evlenme teklif etti, Miti hiç düşünmeden kabul etti. Ancak ortada çok büyük bir sorun vardı. Miti'nin babası Bulgar Çar'ın has adamıydı. Savaş kahramanı olan bir generalin kızıyla bir Türk'ün evleniyor olması mümkün değildi. E haliyle babasının üzerindeki baskı artınca baba bizim delikanlıyla konuştu ve bu evlilik mümkün olmadığını ve derhal kızının peşini bırakmasını istedi. Delikanlının dünyası başına yıkıldı. Çok geçmeden Miti'nin babası Miti'yi bir mühendisle nişanlandı. Bunu duyan delikanlı bir kez daha yıkıldı. Görev süresi zaten dolmuştu. Yıkılmış bir vaziyete eşyalarını toparladı ve memleketine dönmek üzere yola çıktı.


Ancak bu sırada Miti istemediği birisiyle nişanlanmak istemediği için babasına rest çekmiş ve yüzüğünü çıkartıp atmıştır. Ancak bizim genç, yakışıklı delikanlının bundan haberi yoktu.


Miti tam 12 sene bu genç delikanlıdan mektup ya da bir haber bekledi ama maalesef gelmedi. Sonunda ailesinin uygun gördüğü bir avukatla evlendi ve 2 çocuğu oldu. 1966 yılında ağır hastayken kız kardeşine "O'nu rüyamda gördüm, sanırım sonunda kavuşacağız dedi. 2 gün sonra hayatını kaybetti.


Belki de bu genç delikanlı kızı alıp kendi memleketine götürmesi gerekirdi. Yapmadı. Ömrü boyunca inanılmaz stratejilerle vatan savunması yapan, ülkenin her karış toprağını düşmanlardan kurtaran bu adamın belki yaptğı tek hata buydu. Miti'yi bırakıp gitmek...


Ve bu delikanlı 1938 yılında 10 Kasım sabahı'nda muhtemelen Miti'nin parmağına zorla takılan yüzüğü çıkarıp atmasını, yıllarca onu beklediğini bilmeden o gök mavisi gözlerini yumdu.


Evet bahsettiğim bu kişi Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK'tü. Milleti esir olmasın diye hayatını cephelerde ve savaş alanlarında geçirdi. Millet ve memleket sevgisi, Miti'ye olan sevgisine üstün gelmişti ama Miti'ye kavuşamamak kalbini her zaman buruk kalmasına vesile olmuştu. Hatta Ankara'da Bulgar Kooperatif Tiyatrosu'nun oyuncularıyla konuşurken "gençliğimi Sofya'da bıraktım. Sevdiğim kızı bana vermediler." demiştir.

Ve evet bugün 14 Şubat Sevgililer Günü

31 views0 comments