Search
  • Av. Atay Cibooğlu

MAÇI KAZANDIĞI İÇİN ÖLDÜRÜLEN TAKIM: FC START

Kıymetli okurlarım hepinize tekrardan merhabalar. Bugünlerde yayınlandığı günden itibaren 90 ülkede de en çok izlenen dizi olan ‘‘Squid Game’’i dün izlemeye başladım ve bugün bitirdim.



Bu yazımda diziyle alakalı olarak hiçbir şekilde spoiler vermiyorum kaldı ki zaten dizi hakkında yazı yazmaya gelmedim. Şimdiden keyifli okumalar

Dizinin konusunu çok kısaca bahsetmek gerekirse büyük para ödülünü kazanmak için ölümcül çocuk oyunları oynayan kişileri konu alıyor. 9 bölümlük güzel bir yapıt olmuş ancak yönetmenin açıklamalarına göre 2. sezon olmayacakmış. Gerçi 2.sezon kapısını kapatmadı, çok fazla talep gelirse çekebileceğini söylemiş ancak genel açıklamalarına bakınca biraz zor gibi gözüküyor. Ben diziyi beğendim ve sizlere de tavsiye ediyorum. Neyse konumuz bu değil.


Ben diziyi izlerken 2. Dünya Savaşı’nda yaşanmış ve benim için çok duygusal olan bir olay aklıma geldi. Squid Game’de oyundan elenen kişi ölüyor. Benim anlatacağım olayda ise kazanan taraf ölüyor…. Bir futbol maçını düşünün, kazanan ödül olarak kupa veya para ödülü almıyor. Kazanan takıma ödül(!) olarak ölüm cezası veriliyor. 2. Dünya Savaşı’nda insanlıkla birlikte hukukun da yok edildiği bir dönemdi. Gelin size olayı en başından itibaren anlatayım.



Yıl 1927. Avrupa’da nam salacak ve bütün rakiplerin ayak bağlarını çözecek bir futbol takımı kuruluyor: Dinamo Kiev.


Kurulduğundan bu yana Avrupa’nın en iyi takımı olmuş ve neredeyse yenildiği hiçbir takım yok. Bu durum Almanların yani Nazi’lerin Sovyetler Birliğini ‘‘Barbarosa Harekatıyla’’ işgal etmesine kadar devam etti. Sovyetler Birliği işgal edilince Hitler’in isteğiyle ilk iş olarak okullar ve işyerleri kapatıldı. 600 bine yakın Sovyet askerleri esir alındı, 33 bin Yahudi maalesef kamplara gönderildi. O dönemin şartlarını şöyle hayal edin. İş yok yemek yok, insanlar açlık ve sefalet çekmeye başladı. Tabii bu durumda ligler de devam etmiyor ikinci bir emre kadar tatil ediliyor. Ligler tatil edilince Dinamo Kiev’li futbolcular direniş için askere katılıyorlar. Askere katılanların kimisi savaşta hayatını kaybediyor, kimisi ise esir düşüyor.



Tarih yaprakları Eylül 1941 yılını gösterdiğinde Hitler Almanyası ülkeyi tamamen işgal eder. 1942 yılında ise bazı Dinamo Kiev’li futbolcular esir kampından kurtulur ve şehre geri döner. Bunlardan birisi ve bu hikayenin baş mimarı olan Dinamo Kiev’in kaptanı ve aynı zamanda kalecisi Nikolai Trusevich’tir. Döndüğü ülke tamamen perişan haldedir. Trusevich, bir fırıncıda yerleri süpürmek üzere çalışmaya başlar. Yanında çalıştığı fırıncı ise deli gibi futbol hayranı ve sıkı bir Dinamo Kiev taraftarıdır. Trusevich’i görür görmez şak diye tanır. Onunla sürekli olarak futbol muhabbeti yapar ve yeni bir takım kurması için teşvik eder. Yeterli teşvik ve motivasyonu alan Trusevich hemen takım kurmaya karar verir. Arkadaşlarını bulma umuduyla işe koyulur. Tabii bahsettiğimiz dönem 2. Dünya Savaşının olduğu dönemler yani o dönemlerde şimdilerdeki gibi imkanlar yok ve işgal altında olan bir ülkeden bahsediyoruz. Biraz zaman alıyor ancak Trusevich’in bulduğu ilk kişi Dinamo Kiev’in muhteşem sağ kanadı olan Makar Honcharenko’dur. Honcharenko ise daha önce başka bir takım arkadaşını sokakta birkaç kez görmüş ve Honcharenko onunla iletişime geçmiş. Bu şekilde birbirlerini buluyorlar ve kısa sürede takım bir araya geliyor. Dinamo Kiev takımından sadece toplam 8 oyuncu bulunabiliyor. Trusevıch ve Honcharenko’yu saymazsak bunlar Mikhail Svyrıdovskiy, Mykola Korotkykh, Oleksiy Klimenko, Fedir Tzutchev, Mikhail Putistin, Ivan Kuzmenko’dur. Ancak ortada bir sorun vardır. Kurulan bu takım futbol oynamaya yetecek sayıda değildir. Bu sebeple Lokomotiv Kiev’den 3 oyuncu daha alırlar. Bunlar Vladimir Balakin, Vasil Sukharev ve Mikhail Melnyk’dir. Ve böylece 11 kişi toplanmış oldu. 1942 yılının ilkbaharında takıma yeni bir başlangıcı çağrıştırsın diye FC Start koydular. Bu takımın kurulmasındaki amaç işgal güçlerin takımlarını bir bir yenmekti.



Tarih 7 Haziran 1942’yi gösterdiğinde FC Start yerel liglerdeki ilk maçına çıktı ve 7-2’lik bir skorla galibiyet aldılar. Maçlar devam ettikçe -affınıza sığınarak biraz sokak jargonuyla konuşmak gerekirse- rakiplerini birer birer tokatlıyorlar. Bu durum işgal kuvvetlerinin dikkatini çekmişti. Bu galibiyetlerden rahatsız olan Nazi’ler hava kuvvetleri askerlerinden oluşan bir takım kurarlar ve 6 Ağustos 1942 tarihinde FC Start ile maç yapılır. Nazi’lerin istedikleri tek şey galibiyet çünkü nam salan bir takımı yenerek hem gururlarını tatmin etmek istiyorlardı hem de bakın biz sahada da güçlüyüz mesajı vermeye çalışmaktı. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı çünkü karışlarındaki takım bir dönem Avrupa’da nam salan bir futbol takımının oyuncularıydı.


Skor 5-1


FC Start’ın işgal kuvvetlerini yenmesi Naziler arasında büyük bir gerilim yarattı. Futbol düşkünlüğü ile bilinen o dönemin işgal Valisi General Eberbach’ı adeta çileden çıkartır.



General Eberbach'ı çileden çıkardı çünkü o dönemde böyle bir takımın kazanması FC Start’ın direnişin simgesi olabilir ve direnişçilere moral verebilirdi. Sovyetler Birliği’ni işgal eden işgal kuvvetleri için bu durum hiçte iyi değildi.

Derhal emir verir ve 3 gün sonrası için bir rövanş maçı düzenlenmesini emreder. Bu maçı ülkede bulunan bütün üst düzey Nazi komutanları tribündeki yerini alarak maçı takip edeceklerdi.


Tarih yaprakları 9 Ağustos 1942’yi gösteriyor. Yer: Zenit’in stadı. Maç: Ölüm maçı



Tribünler Alman taraftarlarıyla dolu ve sürekli olarak Nazi ve Hitler propagandası yapıyorlar. Orada az sayıda bulunan Kiev’li taraftarların sesini duymak hatta onları görmek neredeyse imkansızdı. Hakem ise SS subayıydı.




SS (Schutzstaffel) Nazi Almanyası’nda koruma timi olarak geçen bir birliktir.

O dönemi şöyle hayal edin bir tarafta Alman Faşizmi diğer tarafta ise Sovyet Bolşevizmi var.



Ve futbolcular sahaya çıkar. Direniş seramoni de başlar. İşgal hava kuvvetlerinden kurulan takım seramoni de sol ellerini kaldırarak Nazi selamı veriyor. Atmosferi bir kez daha düşünmenizi istiyorum. Tribünler Alman taraftarlarıyla dolup taşıyor ve üst düzey Nazi subayları var. Hakem yine Nazilerden… Herkes FC Start oyuncularının ne yapacağını merakla bekliyordu. Selam verecekler miydi yoksa vermeyecekler miydi. FC Start oyuncuları onurlu bir duruş sergileyerek o ağır ortamın korkusuna kapılmayıp Nazi selamını vermediler hatta Sovyet bağlılığını simgeleyen marşlarını söylediler.



Ve artık maç başlıyor.


Bu maç bildiğiniz gibi bir futbol maçı olmayacaktı. Zulüm maçı olacaktı. FC Start oyuncuları adeta pert ediliyor. Futbol adı altında tekmeler, yumruklar havada uçuşuyor. FC Start takımı tam 11 kişiler yani yedek futbolcuları yok bu sebeple devam etmek zorundalar. Hakem zaten taraflı olduğu için kimse hakemden medet ummuyor. Bütün herşeye rağmen devam ediyorlar ve ilk yarı bitiyor.


İlk yarı skor 3-1


FC Start futbolcuları inanılmaz sevinçli. Soyunma odasına çok mutlu bir şekilde gidiyorlar. Gaddarlığın ve karanlığın karşısında birer ışık gibilerdi. 2. yarıyı bekliyorlardı ki soyunma odasının kapısı çaldı. Kapıdan içeri giren kişi güya tebrik etti. Üstünü kapatmaya ihtiyaç duymadı, açık açık tehdit etti. ‘‘Maçı kaybedeceksiniz yoksa hepiniz öleceksiniz’’ dedi ve çıktı. Sevinç çığlıklarıyla inleyen soyunma odasında adeta ölüm sessizliği vardı. Çıt çıkmıyordu. Herkes yerine oturmuş derin düşüncelere dalmışlardı. Birbirlerine ‘‘ne yapacağız’’ der gibi bakıyorlardı. O sırada takımın kalecisi olan Trusevich ayağa kalktı ve şunları söyledi;


Bazı şeyler ölmeye değer


İkinci yarı muhteşem başladı. FC Start deli gibi oynuyor ancak rakip bir o kadar acımasız oynuyordu. Futbol maçı sanki boks maçına dönmüştü. Almanlar saldırmaya yemin etmiş gibi acımasızca tekmeler, yumruklar atıyor hakem bunları görmüyordu, görmek istemiyordu. Tabii tribünlerde de inanılmaz bir taciz yağmuru var. Futbolcuların moralini bozmak için her türlü sözlü ve fiziksel tacizde bulunuyorlardı. Zaman zaman zaten bir avuç olan Kiev’li taraftarlara da saldırıyorlardı.


Maçın daha bitmesine varken takımın genç defansı olan Klimenko topu defanstan sürerek rakip kaleye gider ve son olarak kaleciyi çalımlar ancak topu kaleye göndermez kale çizgisinden orta sahaya doğru atar ve Almanlara bakarak güler. Tabii Almanlar iyice çıldırırlar, hakem maçın bitmesine daha varken bitiş düdüğünü çalar. 2. yarıdaki maçta her iki takımda 2’şer gol atar.


Skor 5-3


FC Start muhteşem bir galibiyet aldı. Nazi Almanya’sına haddini bildirmişti. FC Start için muhteşem bir zaferdi. Almanlar donup kalmıştı. Maçın bitmesinde sonra taraftarlar ve Nazi askerleri hiçbir şey yapmadılar. FC Start stattan çıkarken herhangi bir müdahaleyle de karşılaşmadılar.


Ancak maçtan bir ya da iki hafta (okuduğum yerlerde bununla ilgili net bir tarih yoktu) sonra Gestapo Subayları tarafından FC Start futbolcuların kimileri evlerinden kimilerin de işyerlerinden alındılar.


Gestapo Subayı (Gizli Devlet Subayı) Nazi Almanyası ve işgal altındaki Avrupa’da gizli polis teşkilatı

Gözaltına alınan FC Start takımına suçlamalar yöneltildi. Kimisine hırsız kimisine casus dendi. Ancak hiçbiri suçlamaları kabul etmedi. Aç ve uykusuz bırakıldılar. Dayak yediler ama hiçbir zaman yapmadıkları bir şeyi üstlenmediler. Gestapo Subayların amacı çok belliydi. Uydurdukları suç iddiaları ile kendilerince ceza vermek istiyorlar. Kuyruk acıları belliydi. Sahada FC Start’a karşı üstünlük kurup yenemedikleri için acısını böyle çıkarmak istiyorlardı. Sorgu(!) esnasında işkenceye daha fazla dayanamayan Mykola Korotkykh orada can verir. 20 gün sonra bu futbolcular Syrets çalışma kampına gönderilirler. Futbolcular orada tam tamına 6 ay direnirler. Bu futbolculardan birisi artık buna daha fazla dayanamadığı için kamptan kaçmaya karar verir ve maalesef kaçarken kendisine ateş açılır ve oracıkta hayatını kaybeder. Daha sonra kampta görevli bir asker futbolcuların hepsini yan yana dizer ve der ki ‘' İlk 3 kişinin kafasına sıkacağım.’’ der. Muhtemelen Nazi subayının beklediği şey korku ifadesi ve yalvarmaydı. O sıraya dizilen bütün futbolcular ‘‘hadi başla’’ diyerek gülerler. Mesaj açıktı. Ölümden korkmuyorlardı. İlk kurşun Ivan Kuzmenko’ya sıkılır. Sıra Klimenko’ya gelir ve onun da kafasına sıkar. Sonra sıra, FC takımın kurucusu ve aynı zamanda kaptanı olan kaleci Nikolai Trusevich’e gelir. Trusevich ‘Kızıl sporu asla öldüremeyeceksiniz.’’ der ve subay onun da kafasına sıkar. Trusevich’in ölürken üstündeki elbise son yapılan rövanş maçında giydiği eşofmandı.


Bu 3 güzel insan hayatını kaybederken tarih yaprakları Şubat 1943’ü gösteriyordu….




Nihayet savaş bitiyor. Milyonlarca insan hayatını kaybetti. Geriye dehşet acılar, hikayeler kaldı ve bütün bunlar film değil gerçekti. Ölüm kampları cehennem gibiydi hatta cehennemin ta kendisiydi. Fedir Tzutchev, Mikhail Svyrıdovskiy, Makar Honcharenko o cehennemden kurtulan 3 kişiydi. Bunlar daha sonra ülkelerine dönünce Sovyet Halk Kahramanı ünvanı alırlar.



Kiev’e yolunuz düşerse, FC Stat'ın oyuncularını ve bu yaşananları simge haline getirmek için bir anıt heykel yapıldı mutlaka ziyaret edin.


FC Start, ucunda ölüm olduğunu bildikleri halde futboldan ve umutlarından asla vazgeçmediler. Mücadele ettiler ve hiçbir zaman yılmadılar. Onurlu ve dik durmanın mücadelesiydi bu, zalimlerin hiçbir zaman kazanamayacağının ispatıydı bu güzel insanlar. Kaptan Trusevich’in dediği gibi bazı şeyler ölmeye değer sözü işte budur.


Futbol sadece futbol değildir.


BURADA YAZILAN YAZILAR BİLGİ AMAÇLI OLUP YAZARIN GÖRÜŞLERİNİ İFADE EDER. HİÇBİR ŞEKİLDE HUKUKİ TAVSİYE NİTELİĞİ TAŞIMAMAKTADIR.


24 views0 comments

Recent Posts

See All